“Noter onaylı çeviri” terimi iki ayrı işlemi tek kelimede birleştirir: tercümanın yaptığı çeviri ve noterin o çeviriye koyduğu onay. Terimi doğru kullanmak için noterin tam olarak neyi onayladığını bilmek gerekir, çünkü apostil de o onayın üzerine gelir.
Noterin onayladığı şey
Noter onayı, çevirinin altındaki tercüman imzasına konan bir noter işlemidir; Nilüfer Kaymakamlığı çevirinin, tercümanın yemin zaptının bulunduğu noterlikte onaylatıldığını yazar. Bu yüzden noter onayı bir imza tasdiki olarak okunur ve Sözleşme m.1’in dördüncü belge türüne, özel belge üzerindeki resmî şerhe girer. Noterlik Kanunu m.103’e göre noter yeminli tercüman kullandıysa çevirme şerhi tercümanın kimliğini ve adresini taşır; Yönetmeliğin 96. maddesi noterin denetimini tercümanın dil yeterliliği ve yemin tutanağı üzerine kurar. Türkiye Noterler Birliği’nin Birleştirilmiş Genelge 23’ü çevirinin kural olarak yeminli tercümana yaptırıldığını, noterin çeviriyi bizzat yapmasının istisna olduğunu ve tercüme onay şerhinin Birliğin “İşlem Formülleri” kitapçığındaki formüle uygun yazılacağını söyler. Noterin çevirinin içeriğini denetlemesini düzenleyen bir hüküm ise bu genelgede de bulunamadı; çevirideki bir hatanın sorumluluğunun kimde olduğu da birincil bir kaynakta okunamadı.
Onaydan sonra apostilin yeri
Apostil, noter onaylı çeviride noterin imzasına ve sıfatına konur. Onikişubat Kaymakamlığı bu noktayı açık yazar: tercümede apostile esas olan unsur noterin tasdik imzası ve sıfatıdır, şerh tercümenin içeriğini değil noter tasdikini doğrular. Noter işlemi olduğu için şerhi Noterlik Kanunu m.199 uyarınca vali ya da kaymakam verir; noterin bulunduğu ilçe şartı 2024 sonunda kalktı ve işlemi artık herhangi bir valilik ya da kaymakamlık yapar. Belgenin aslı adli olsa bile çevirinin şerhi mülki amirden alınır; adli belgenin aslındaki şerh ise ayrı bir makamdan gelir.
Neden çeviri değil, noter işlemi apostillenir
Sözleşme yalnız resmî belgelere uygulanır ve çevirinin kendisi resmî belge değildir. Çeviriyi apostil zincirine sokan tek şey üzerindeki noter şerhidir. Bu, yabancı makamın apostilli çeviriye bakınca gördüğü şeyi de belirler: Türk noterinin imzasının gerçek olduğu doğrulanmıştır; çevirinin doğru olduğu doğrulanmamıştır. Kurumun çevirinin doğruluğunu nasıl sınadığı kendi kuralıdır ve bu sitenin taramasında genel bir kaynakta okunmadı.
Karşı ülkenin kendi tercümanını istemesi
Karşı ülkenin makamı çevirinin kendi hukukunda tanınan bir tercümanca yapılmasını arayabilir. Fransa’da service-public.fr’nin sayfaları farklı terimler kullanır: F1400 apostillenecek ya da tasdik edilecek çevirinin “traducteur assermenté” tarafından yapılmasını, F1402 yabancı belgenin Fransızca çevirisinin “traducteur habilité” tarafından yapılmasını ister, F12956 ise “traducteur agréé”yi cour d’appel listesindeki bilirkişi olarak tanımlar; Almanya’nın Türkiye temsilcilikleri “vereidigter Übersetzer” der ve çevirinin nerede yapılacağını açık bırakır. Bu durumda Türkiye’de neyin onaylanacağını ve çevirinin nerede yapılacağını o ülkenin makamı belirler. Türk noter onaylı çevirisinin hangi ülkede yeterli sayıldığı ülke ülke değişir ve bu sitede ülke sayfalarında ele alınır; genel bir kural yoktur.
Sıra: önce asıl, sonra çeviri
Aslına da apostil alınacaksa çeviri apostilli asıl üzerinden yapılır; önce çeviri yaptırıp sonra asla şerh koydurmak şerhi çevirisiz bırakır ve şerhin çevirisini arayan kurumda sorun çıkarır. Sözleşme dışı ülke için ise sıra terstir: çeviri en başta gelir, noter onayı, valilik tasdiki ve Dışişleri onayı onun üzerinden yürür.