Elektronik apostil, belgeyi alan kurumun kâğıt isteğiyle karşılaşabilir. Lahey Konferansı bu konuya 1 Temmuz 2026’da yayımladığı kısa bir duyuruyla yanıt verdi. Duyuru yeni bir kural koymaz; Sözleşmenin zaten var olan yükümlülüğünü elektronik apostil için açıkça yazar. Bu sayfa duyurunun ne dediğini, neyi demediğini ve Türkiye’den giden e-Apostilli belge için ne anlama geldiğini anlatır. Türkiye’nin resmî sistemi bakanlıkların PTT aracılığıyla yürüttüğü e-Apostil’dir; bu site o sistem değildir.
Duyurunun cümleleri
Duyuru üç şeyi söyler. Birincisi, usulüne uygun verilmiş elektronik apostiller bütün Âkit Taraflarca tanınmak ve kabul edilmek zorundadır. İkincisi, bir e-Apostille yalnızca elektronik biçimde verildiği için geri çevrilemez. Üçüncüsü, geçerli e-Apostille’i kabul etmemek, hedef devletin kendisinin e-Apostille uygulayıp uygulamadığından bağımsız olarak Sözleşmenin ihlalidir. Bu üçüncü cümle önemlidir: kendisi hâlâ kâğıt apostil veren bir devlet, Türkiye’nin verdiği elektronik apostili “bizde böyle bir sistem yok” diyerek geri çeviremez.
Duyuru ile e-APP tablosu
Sözleşme m.4 ve eki şerhin başlığını, kare biçimini ve içeriğini düzenler. Elektronik apostil HCCH’nin e-APP programıyla gelişti; programın uygulama tablosu hangi devletin e-Apostille ve e-Register uyguladığını listeler ve Türkiye o tabloda her iki bileşenle, Ocak 2019 başlangıç tarihiyle yer alır. Duyuru, tabloda olmayan devletlerin de kabul yükümlülüğünü hatırlatır: hedef devletin kendisinin e-Apostille uygulayıp uygulamaması, geçerli bir e-Apostille’i kabul etmemenin gerekçesi olamaz.
Kural ile pratik arasındaki boşluk
Duyurunun muhatabı Âkit Taraflardır; bu sitenin okuduğu cümlelerde belgeyi masada alan kurumun o an izleyeceği bir usul yoktur. Hangi ülkenin hangi kurumunun Türkiye’nin elektronik apostilini fiilen kabul ettiği, hangisinin doğrulama sayfasını kullandığı bu sitenin taramasında ölçülmedi; böyle bir ülke pratiği listesi de bu taramada bulunamadı. Bu yüzden duyuru bir dayanaktır, bir garanti değildir. Banka ya da işveren gibi özel kurumların elektronik apostilli belgeye yaklaşımı da bu sitede ölçülmedi; kabul sorusu belgeyi alacak kuruma ayrıca sorulur.
Geri çevrilirse ne yapılır
İlk adım, kurumun neyi reddettiğini ayırmaktır: elektronik biçimi mi, belgenin türünü mü, çevirinin eksikliğini mi. Biçim reddediliyorsa kuruma resmî sistemin belge doğrulama sayfası ve HCCH duyurusunun bağlantısı gösterilir; ikisi de açık kaynaktır. Kurum yine kâğıt istiyorsa belge baştan ıslak imzalı alınır ve kâğıt apostil zinciri kurulur; e-Apostil belgesinin çıktısına fiziki apostil konup konmadığı resmî bir kaynakta okunmadı. Bu ikinci yol zaman alır, bu yüzden belge gönderilmeden önce kurumun tercihini sormak, duyuruya güvenmekten daha kısa yoldur.
Duyuru neyi kapsamaz
Duyurunun konusu elektronik apostildir. Apostilin altındaki belgenin kendisinin elektronik olması, yani PTT’nin nitelikli elektronik sertifikasıyla imzalanmış bir dosyanın kâğıt asıl yerine sunulması hakkında bu sitenin okuduğu cümlelerde bir hüküm yoktur. Aynı cümleler çevirinin biçimine, süresine ya da noter onayına da değinmez. Reddin gerekçesi bunlardan biriyse duyuru o noktada dayanak olmaz; sorun apostilde değil, belgenin ya da çevirinin biçimindedir.
Duyurunun kapsamadığı çeviri adımı
Elektronik apostilli belgenin çevirisinin nasıl hazırlanacağını duyuru söylemez; Türkiye’nin resmî e-Apostil sayfaları ve bu sitenin okuduğu kaymakamlık sayfaları da söylemez. Karşı kurum çevirinin yeminli tercümanca yapılmasını, noterce onaylanmasını ya da o onaya ayrı bir apostil konmasını isteyebilir; hangisinin gerektiği karşı kuruma, elektronik belgeye dayanan çevirinin nasıl onaylanacağı notere sorulur. Noter onayına konacak şerh kâğıttır ve herhangi bir il ya da ilçedeki vali ya da kaymakamdan alınır. Tercüme bürosu duyuruyu kuruma sunabilir, ama hukuki görüş vermez ve kabul sonucunu değerlendirmez.